Bilişsel-Davranışçı Terapi
Bilişsel-davranışçı terapi Dr. Aaron Beck tarafından geliştirilmiş olan bir terapi yöntemidir. Günümüzde depresyon, anksiyete, travma sonrası stres bozukluğu, madde kullanımı, yeme bozukluklari, kişilik bozukluklari, obsesif kompulsif bozukluk gibi hastalıklarda yaygın olarak kullanılmaktadır.
İsminden de anlaşılabileceği gibi bilişsel davranışçı terapinin iki ana bileşeni vardır: 1.bilişsel(bilme, bilinç ile ilgili kısmı), 2.davranış kısmı…
Dr.Beck depresyondaki insanların düşüncelerinde normalden bir sapma oldugunu farketti. Depresyondaki insanlar, kötü olayları genellemeye daha yatkınlar. Hayatlarında başarısız oldukları bir alanı genelleyerek, sanki tüm hayatlarında başarısız olmuş gibi algılarlar. Örneğin, derslerinde başarılısız olan bir öğrenci “ben çok başarısız bir insanım” diye düşünür. Halbuki derslerinde başarısız olmak demek; tüm hayatta değil, sadece derslerin de başarısız olmak demektir. Başarılı oldukları diğer alanları görmezden gelirler. Buda kişinin depresyonu kötüleştirir. Depresyondaki insanların diğer bir düşünce bozukluğu da Katastrofik düşünce şeklidir. Bu kelime anlamıyla felaketleştirmek demektir. Yani olan bir olumsuzluğu kafalarında çok daha büyüterek olduğundan çok daha kötü olarak düşünürler. Depresyondaki insanlar bir çok defa “ben mahvoldum, hayatım karardı, yaşamamın hiçbir anlamı yok, hayatım mahfoldu” gibi cümleler kurarlar.
Konunun uzunluğuna binayen düşünce bozukluklarını burada bitirip, bilişsel-davranışçı terapi ile ilgili bazı kavramlardan bahsedelim:
Temel inanışlar: temel inançlar kişilerin yaşamı boyunca oluşturdukları kendileri hakkındaki fikirleridir. Örneğin “Ben çok güzelim, ben değerliyim, ben yakışıklıyım, ben zekiyim, ben değersizim, ben yaşamayı hak etmiyorum, ben başkalarına yüküm” gibi… Herhangi bir insanda bir çok pozitif ve negatif temel inanışlar aynı anda bulunabilir. İnsanın başına gelen iyi olaylar pozitif temel inançları tetiklerken kötü olaylar negatif temel inanışları tetikleyebilir. Depresyondaki bir insanda negatif temel inanışlar daha ağır basar. Bu negatif temel inanışlar negatif otomatik düşünceleri tetikler.

Otomatik düşünce bireyin bir olay karşısında aklına bir anda gelen düşüncedir. Temel inanışlar da olduğu gibi otomatik düşüncelerde pozitif ve negatif olabilir. Otomatik düşünceler hayatımız boyunca yaşadığımız tecrübelerin bize öğrettiği düşüncelerdir. Otomatik denmesinin sebebi olayı yaşar yaşamaz bir anda aklımıza gelmelidir.Örneğin birine selam verdiğinizde karşıdaki kişi selamınızı almadığında aklınıza gelen düşünceler otomatik düşüncelerdir.
Bilişsel-davranışçı terapinin temel kavramları ile alakalı son konuşmak istediğimiz konu; düşünce-davranış-duygu ve bu üç farklı bileşenin birbirini nasıl etkilediğidir. Bilişsel davranış terapinin amacı duygu problemlerini düzeltmektir. Bunuda düşünceli davranışlarımızı düzenleyerek yapar. Eğer düşünce ve davranışlarımızın duygularımıza etkilediğinin farkına varırsak, o bunları değiştirerek duygularımızı da düzenleyebiliriz.
Bilişsel-davranışçı terapinin bilişsel kısmı yukarıda saydığımız temel inanışlar ve otomatik düşüncelerdeki bozuklukları gidermeye amaçlar. Davranış kısmında kişide depresyona neden olabilecek davranışları düzenleyerek duyguları iyileştirmeyi amaçlar.
Peki bunu nasıl yapar? Hasta terapistle düşünceleri hakkında konuşur. Terapist hastaya kötü düşünceleri tetikleyen olayları, düşüncelerin neler olduğunu, bu düşüncelerin nasıl duyguları tetiklediğini sorar. Daha sonra düşünceler beraberce gözden geçirilir. Düşüncelerdeki haklılık payı beraber çalıştırılır. Haklılık payı 100 üzerinden değerlendirilir. Eğer haklılık payı 100 üzerinden 100 değilse terapistin hastaya alternatif düşünceleri olup olmadığını sorar. Daha sonra bu alternatif düşüncelerin nasıl duygular oluşturabileceği hastaya sorulur, alternatif duygular oluşturur.
Bilişsel-davranışçı terapinin davranış kısmında ise terapist hastaya depresyona neden olabilecek davranışlarını değiştirecek ödevler verir. Bu sabah erken kalkmak olabileceği gibi yürüyüş yapmak insanlarla zaman geçirmek, yemek yapmak, arkadaşlarını aramak, arkadaşlarıyla zaman geçirmek gibi hastanın depresyonu düzeltebilecek herhangi bir şey olabilir. Terapist hastayla her hafta görüşür ve ödev olarak verdiği düşünce ve davranış değişikliklerini gözden geçirir, yeni ödevler verir. Bu yöntemle hasta düşüncelerini ve davranışlarını düzenlemeyi öğrenir.
Şunu unutmamakta fayda var: bilişsel-davranışçı terapin amacı hastaya yalanci duygular vermek değildir. Asıl amaç hastanın depresyondan dolayı hissettiği gerçekçi olmayan negatif düşünce, davranış ve duyguları değiştirmektir. Ve bu yöntem ilaçlar kadar etkili bulunmuştur.
Bu terapi normal koşullarda bir terapist yardımı ile yüz yüze yapılmalıdır. Şu an içinde bulunduğumuz şartlarda bu imkana sahip olmadığımız için elimizden geldiğince internet üzerinden yapmaya çalışacağız.

Aşağıda bulunan örnek düşünce kaydı formunu doldurup bize gönderebilirsiniz ve gönderdiğiniz formun üzerinde birlikte çalışabiliriz.

örnek düşünce kaydı formu

14 + 7 =